Lülü ile Tanışma

Merhaba ben Lülü!

30.yaşımda sıkışıp kaldığım, kısır döngüden ibaret olan hayatımı kökten değiştirmeye karar verdim. Uluslararası bir şirkette finans yöneticisiy(d)im. Hayatımın bu dönemine kadar olan kısmında bunun için çok çalıştım. Üniversiteyi erken bitirmeler, hem çalışıp hem yüksek lisans yapmalar, kurslar, eğitimler, vs.. Bu kadar çabadan sonra kalıplaşmış şeyleri elde ettiğimde istediğim şeyin bu olmadığını anlamam çok zaman almadı.

Dışarıda çok farklı bir dünyanın aktığını gördüğümden ve bunun üzerine hayaller kurmaya başladığımdan beri asıl olarak ne istediğimi bulmaya çalışıyorum. Yazının bundan sonraki bölümünde ben olarak değil biz olarak bahsetmem çok daha doğru olur. Çünkü tüm hayalleri kocam ile birlikte kuruyoruz. O kadar şanslıyım ki, bu yol ayrımında en büyük desteği eşim ve ailemden alıyorum. Herkesi yoldan çıkarıyorum ama sonunun güzel olacağına hiç şüphem yok 🙂

Birçok kişi yaşayacağımız bu değişimi ya emekli olunca ya da daha ileri yaşlarda yapıyor.

Evet, bu bir klişe ve bence dünyanın en güzel klişesi : İstanbul’dan kaçıp Ege’de bir köye yerleşmek.. Bunu yapmak istemeyen insan duymadım bugüne kadar. (Özellikle de bizim gibi küçük bir yerde büyüyüp çalışmak için İstanbul’a gelenler arasında)

İstanbul’daki kısır döngü herkesi öylesine mutsuz ediyor ki, herkes içten içe zincirlerini kırıp kaçmak istiyor ama ya cesaret eksik ya da sistem öyle bir içine çekmiş ki bizi, borçları bitirip bir türlü beli doğrultamıyoruz. İstanbul’un olayı tamamen şu: 3 birim fazla maaş al, orada yaşayabilmek için 5 birim hatta daha fazla harcama yapmak zorunda kal. Sonra hooop sistem seni borçlandırsın, ev satsın, araba satsın, yeşil mercimeği markette sana 20 TL’ye satsın, tüketimden ibaret bir hayat dayatsın, zincirlerle sarsın, kımıldamana izin vermesin. Sonra sen eğer şanslıysan maaşından kalan azıcık parayla kendini şımartmaya çalış. Aslında bunun adı o rezaletin hıncını para harcayarak çıkarmak. Çünkü biliyorum dışarı çıkmak istesen trafik seni yirmi kere pişman edecek, herhangi bir yere gitmek istesen gitmek gelmek ölüm gibi, arabayı nereye park edeceksin ya da araban yoksa kaç vasıta değiştireceksin? Öğrenciyken güzeldi tabi ama bütün hafta saat 6:30’da kalkıp eşek gibi çalışıyorsan, bin bir tane laf dinlemek zorunda kalıyorsan zaten kafan da vücudun da bitmiş oluyor, hafta sonu evde kalmayı tercih ediyorsun. En iyi ihtimalle yakın yerlerde takılıyorsun. Belki böyle yaşamıyor ve hissetmiyor da olabilirsiniz ama benim özetim buydu.

Neyse.. Ne yaşadık, ne kadar sıkıldık kısmını geçiyorum çünkü bunu zaten bilen biliyor, içinizi daha fazla şişirmekten başka bir işe yaramaz. Biz size güzel şeyler anlatmak istiyoruz. Biz doğallığımıza, kaliteli zamanlarımıza dönmek için heyecanla büyük bir adım atıyoruz. Bu adımı atarken fark ettik ki; bunu başarabilen çok kişi var ama hikayesini detaylıca, iyisiyle kötüsüyle anlatan pek yok. (Varsa da biz rastlamadık) Genelde kısa anlatımlar okuduk ve dinledik.

Bizim amacımız bu süreci sizinle birlikte yaşamak. Başarılı olacağımızın garantisi yok. Bunu yapmak isteyen herkesle aynı korkulara, endişelere sahibiz. Eşit durumdayız, yaşayıp bitirmiş durumda değiliz. Mutluluklarımıza, üzüntülerimize, heyecanlarımıza, hayal kırıklıklarımıza siz de ortak olun, bu yolda neler yaşanıyor görün istiyoruz. Cesareti olmayana cesaret vermek, her şeyi toz pembe görene gerçekleri, zorlukları göstermek istiyoruz. İpek böceği tırtılı olarak girdiğimiz bu kozadan kelebek olarak çıkacağımıza inanıyoruz.

Hep beraber yaşayıp görelim..

“Lülü ile Tanışma” için bir cevap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir